Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

22 Kasım 2017 Çarşamba 10:34
 
 
 
 
sadasd    sadasd    23    21321    MEZOPOTAMİA HACKERS    HACKED BY TEKSASLI V    HACKED BY TEKSASLI V    Bayırbucak Türkmenlerine yardım yola çıktı   


         
  MHP Marmaris İlçe Başkanı Kim Olsun?

Oy vermek için tıklayın









 
Mhp Genel Başkan Yardımcısı Prof Dr. E. Semih Yalçın Akp'nin Sözde Milliyetçiliği
Siyasî partiler, bir ülkede çoğulcu demokrasiyi hayata geçiren ve yaşatan temel unsurlardır. Siyasî partilerin görevi, demokrasiyi bütün kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yaşatmak, aynı zamanda da iktidarın yönetilenler üzerinde tahakkümünü önleyerek devle
14.02.2011, 17:30    
 
Mhp Genel Başkan Yardımcısı Prof Dr. E. Semih Yalçın Akp'nin Sözde Milliyetçiliği

Siyasî partiler, bir ülkede çoğulcu demokrasiyi hayata geçiren ve yaşatan temel unsurlardır. Siyasî partilerin görevi, demokrasiyi bütün kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yaşatmak, aynı zamanda da iktidarın yönetilenler üzerinde tahakkümünü önleyerek devlet otoritesini dengelemektir. Milletin teveccühüyle meclise giren siyasî partiler, temsili meşruiyetin ve hukukun üstünlüğünün de sigortasıdır. Parlamentoya girsin veya girmesin, anayasal ve yasal gerekleri yerine getirerek kurulmuş bütün siyasî partiler meşrudur. İktidardaki bir partiye düşen, meşruiyetine asla dil uzatılamayacak partilerle birlikte siyaseti sürdürmeyi içine sindirmektir. Bu gerçek, demokrasinin olmazsa olmaz kurallarındandır. Oysa AKP iktidarı kendisi gibi düşünmeyen partilere tahammül gösteremeyerek, anti demokratik zihniyetini ortaya koymaktadır. MHP’nin halkın oylarıyla meclise girdiğini unutan AKP zihniyeti, partimizi ve camiamızın varlığını çoğulcu demokrasi yerine terörün varlığına bağlamak gafletine düşmüştür. MHP, Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasî hareketinin temsilcisidir. MHP, gücünü TBMM’nin kuruluş felsefesini şekillendiren “Egemenlik milletindir” ilkesinden alan bir siyasî partidir. MHP aynı zamanda Türk toplumunun gönülden benimsediği Türk milliyetçiliği idealinin siyasî temsilcisidir. Hâlbuki AKP, dönemin şartlarına uygun olarak uluslararası güçlerin desteğinde kurulmuş bir moda partisidir. Bu moda bir gün geçecek, geçmişi ve kökü olmayan AKP, gelecekte siyasî partiler mezarlığındaki yerini alacaktır. Ama varlığını milletinin ölümsüz değerlerinden alan MHP, Türk milleti var oldukça yaşayacaktır. MHP, Türk milletinin bütün kesimlerinden oy alan, milletimizi oluşturan bütün unsurların içinde yer aldığı bir siyasî partidir. AKP’nin partimiz hakkında kamuoyunda yaratmaya çalıştığı yanılsama, iktidarın siyasete tuttuğu anti demokratik yolu ele vermektedir.

AKP’nin milleti aldatmaya yönelik ikiyüzlü politikalarına son zamanlarda bir yenisi eklenmiştir. Millet kelimesini bugüne kadar ağzına almayan, ama etnik kimliği bölücülük için basamak olarak kullananlara cesaret veren AKP, birden bire tek milletten, tek bayrak ve vatandan söz etmeye başlamıştır. Hâlbuki AKP zihniyetinin muhafazakârlık anlayışında millilik yoktur. Bünyesinde milliği barındırmayan bir muhafazakârlığın sonu ise teslimiyetçiliktir.

AKP’nin enternasyonalist siyasî söylemini değiştirerek milliyetçiliği kullanmaya yönelmesi, milleti kandırmayı hedefleyen bir seçim stratejisidir. AKP, rejim konusundaki gizli plânlarını hayata geçirmek yolunda önündeki en büyük engel olarak gördüğü MHP’nin fikriyatına sarılmıştır. Dikkat ediniz, dün MHP’nin milliyetçiliğini sorgulayanlar, bugün aynı jargonu kullanarak şimdiden oy avcılığı için yola çıkmışlardır. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere son günlerde AKP’nin bütün sözcülerinde belirgin bir milliyetçilik söylemine vurgu yapma gayreti dikkati çekmektedir. Anlaşılan odur ki AKP yöneticileri, 2011 seçimlerine kadar milliyetçiliği kullanma, istismar etme ve çakma milliyetçi görünme kararı almış ve bu yüzsüzlüğü seçim stratejisi haline getirmişlerdir. Bu söylem, seçimden hemen sonra süratle terk edilecek, anayasa referandum sürecinde olduğu gibi, yeniden bölücülere prim veren ifadelere dönülecektir. Riyakârca yöntemlerle millete ve MHP tabanına mesaj vermeye çaba gösteren AKP’nin varacağı nokta hüsrandır.  MHP’nin Türk milliyetçiliğine dayalı fikirlerinden rahatsız olanların bu ikiyüzlülüğünü milletimizin asil nazarlarına sunuyoruz.

TBMM’nin üzerinde hiçbir gücün bulunmadığını millî egemenlik prensibine dayanarak her şeyde söz hakkının millete ait olduğunu öne süren AKP’nin yargı alanındaki yasal düzenlemeleri adalet sistemini çökertecek, tek parti diktasına zemin hazırlayacaktır. Hâlbuki adalet herkese gereklidir. Yargıya müdahale edebilen bir yürütme erkini kendisi gibi düşünmeyen çoğunluğun tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallamaya kalkanlar, yarın adalet olgusunun kendilerine de lâzım olduğunu acı bir şekilde anlayacaklardır. Bugün demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının başında gelen muhalefeti ve farklı düşünenleri susturmak için AKP iktidarının kurmaya çalıştığı baskı düzeni, emin olunuz yarın kendi ayağına dolanacaktır. Geçmişte yargı bağımsızlığının olmadığından yargının politize edildiğinden söz eden AKP, şimdi kendi karanlık emellerine zemin hazırlayacak yargı sistemini oluşturma çabalarına hız vermiştir. Bundan böyle yargıya kendi yandaşlarını hâkim kıldıkça yargıdan ve adalet mekanizmasından şikâyet yerine savunmaya geçecekler, bu defa kendileri “Yargı bağımsızdır” diyeceklerdir.

AKP, zihniyet gereği anti demokrat olduğu hâlde, anayasa tartışmalarıyla halkın gözünü boyamıştır. AKP modern ve demokratik bir anayasadan çok, kendi yandaşlarının devletin bütün kademelerine kolayca nüfuz etmesini sağlayacak düzenlemelerin peşindedir. Referandum tartışmaları sırasında 12 Eylül darbesinin sorumlularından hesap soracağız diye halkı ve özellikle askerî darbenin en çok mağdur ettiği Türk milliyetçilerini kandırmaya çalışarak oy avcılığı yaptıkları hâlde, referandumdan sonra bu yolda kıllarını bile kıpırdatmamışlardır.            

Türkiye Cumhuriyeti, tek millet tek devlet, tek bayrak, tek dil ülküsünü hayata geçirmek için çok ağır bedeller ödemiştir. Bu bedellerin en büyüğü milyonlarca aziz şehidimizin kanıdır. AKP iktidarı ve onun destekçisi olan mahfiller, milletimize bu gerçeği unutturmak için yoğun çaba sarf etmektedir. Osmanlı anayasası bile Türkçeyi resmi dil olarak kabul etmiş ve ikinci bir dile izin vermemişken AKP iktidarı, ikinci bir dilin kapılarını bölücülere aralamıştır. Bu, AKP’nin taşeronluğunu yaptığı ihanet projelerinin bir parçasıdır.

AKP iktidarının bu ikiyüzlü politikalarını milletimizin dikkatinden kaçmayacaktır. Ferasetinden aslı şüphe etmediğimiz Türk milleti, hassas olduğu değerleri istismar etmek isteyen AKP’ye sandıkta gereken dersi verecektir. Vatan için, bayrak için, AKP’nin ve uluslararası güçlerin oyunlarını bozmak için karar anı gelmiştir. Türkiye’nin yeniden şahlanmasını istiyor musun? O hâlde ses ver, sesimize kulak ver Türkiye!


 
  Ahmet Yılmaz

Bu yazı 1966 kez okunmuştur.
 
Yorum yazın:

İsminiz:
(İsim yazmazsanız yorumunuz "Misafir" adıyla yayınlanacaktır)             






Ahmet Yılmaz  
Marmaris'e Baysal yakışır  

Ahmet Yılmaz  
Bayrak  

Özdemir Hürmüzlü  
Kerkük Üzerinde 25 Şubat Etkisi  

Ahmet Yılmaz  
Kurtlar Vadisi Doğu Türkistan  

Mine Cerrah  
Kerkük'ten Özel Yazıyor  


Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :


Burcunuzu seçin